Efes bence sadece bir antik kent değil, insanların geçmişle gerçekten temas edebildiği yerlerden biri. Ayrıca antik dönemde önemli bir liman ve ticaret şehriydi; konumu sayesinde doğu ile batı arasındaki ticaret yollarının kesişim noktasında yer alıyordu. Bu yüzden sadece bir yerleşim değil, döneminin en canlı merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Efes’e ilk gittiğimde küçüktüm ve beni en çok etkileyen şey büyüklüğü olmuştu. Fakat gittiğimizde yazın hava çok sıcak olduğu için çok fazla keyif alamadım. Yanımızdan şemsiyeyle gezen turistler geçerken onları fazla abartılı buluyordum ama 20 dakika sonra keşke biz de alsaydık, dedim.
Celsus Kütüphanesi ise gerçekten en güzel yerlerinden biri; zaten herkesin fotoğraf çekildiği yer de orası. Hatta bazı insanlar dakikalarca poz veriyorlar; sırf onları bekleyen ayrı bir kalabalık oluşuyor. Yaz akşamları ise ayrı güzel oluyor. O ışıklandırmalar çok ayrı bir atmosfer yaratıyor ve birçok insan fotoğraf çekmek için geliyor.
Büyük Efes Tiyatrosu da göründüğünden çok daha büyük. Yukarı doğru çıkarken biraz nefes nefese kalıyorsunuz ama manzarası güzel olduğu için değiyor.
Kısacası, Efes öyle gördük, çıkalım denilecek bir yer değil. Birkaç saat sürüyor gezmesi. Sadece tavsiyem, rahat ayakkabı giyin, su alın ve mümkünse Temmuz-Ağustos sıcağında gitmeyin. Hatta belki akşam saatlerinde gezmeyi bile tercih edebilirsiniz :)
