Eskiden sinemaya gitmek bir alışkanlıktı; arkadaşlarla toplanmak, plan program yapmak, bilet almak, mısır kokusu ve büyük ekranda film izlemek heyecanını yaşamaktı. Ama artık tek başımıza yaptığımız bir aktiviteye döndü; çoğumuz filmleri evde, telefon ya da bilgisayardan izliyoruz. Sinemaya gitmek artık sadece özel filmler veya önemli bir etkinlik için yapılan bir şey hâline geldi.
Peki bu inanılmaz dönüşüm nasıl yaşandı? Pandeminin ve dijital platformların çıkışıyla sinema büyük bir kayıp yaşadı. İnsanlar evlerine kapanınca, yeni filmleri evde izleme alışkanlığı başladı. Bunun yanında, birçok yapımcı artık filmlerini önce dijital platformlarda yayınlamayı tercih ediyor. Bu da sinemaya gitme ihtiyacını azalttı. Hatta bazı büyük bütçeli filmler, gişede yeterince kazanç sağlayamayınca dijitale yöneldi.
Benim açıkçası hâlâ sinemaya gitme heyecanım var ama eskiye göre artık daha az sinemaya giden birisiyim. Çünkü Netflix gibi dijital platformlarla birlikte sinema heyecanım azaldı. Ayrıca bir filme gitmek inanılmaz maliyetli bir şey oldu; yanında bir de mısır ve içecek aldığın zaman gerçekten değmeyecek bir maliyete geliyor. Bu da insanın hevesini kırıyor. Yani Netflix’in ücreti bir tık daha fazla olsa bile hâlâ daha avantajlı konumda, çünkü bir sürü film ve dizi yelpazesi sunuyor.
Ama yine de sinema tamamen bitmiş değil. Hatta pandeminin başına göre şu an biraz toparlanıyor diyebiliriz. Özellikle son iki yılda kaliteli filmleri tekrar sinemaya yapmaya başladılar. Barbie ve Oppenheimer döneminde salonlar baya dolmuştu. Şu anda da Marvel filmleriyle biraz hareketlilik var.
Ama gerçek şu ki dijital platformlar durmuyor, sürekli yeni film ve diziler üretiyorlar. Yani sinema tamamen bitmez ama artık eski gücünde de değil gibi. Belki de sinema artık her film için değil, gerçekten “değer” dediğimiz filmler için tercih edilen bir şey haline geliyor.
