Herkes “motivasyon” diyor ama kimse motivasyonun çoğu zaman gelmediğini konuşmuyor. Gerçek hayat şöyle: alarm çalıyor, gym’e gitmen gerekiyor ve beynin sana direkt “hayır” diyor.
Ama işte orada bir seçim yapıyorsun. Gitmek ya da gitmemek. Ve wellbeing aslında o küçük seçimlerde saklı.
Çünkü bazen iyi hissetmiyorsun, bazen hiçbir şey yapmak istemiyorsun ama yine de hareket ediyorsun. Gym bunun en net örneği. Orada kimse sana “hadi yapabilirsin” demiyor sürekli. Sen kendi kendine yapıyorsun.
Ve ilginç olan şu: antrenmanın sonunda “iyi ki gitmişim” diyorsun ama bunu başta asla hissetmiyordun. Bu da wellbeing’in biraz ters mantığı gibi. Önce hareket ediyorsun, sonra iyi hissediyorsun.
Bir de gym’de herkes çok ciddi görünür ama aslında herkes kendi kafasının içinde. Kimisi playlist seçiyor, kimisi hayatını düşünüyor, kimisi sadece set bitirmeye çalışıyor. Ama sonuçta herkes orada kendini biraz toparlıyor.
Bence wellbeing tam olarak bu: motivasyon beklemek değil, motivasyon yokken bile kendine küçük bir “hadi” diyebilmek.
