Gün içinde kaç tane karar verdiğinizi hiç düşündünüz veya hesaplamaya çalıştınız mı? Sabah saat kaçta kalkacağımızdan başlayıp ne giyeceğimize, ne yiyeceğimize, hangi işleri yapmamız gerektiğine, hangi yol ve vasıta ile bir yerlere varmaya, gece kaçta yatacağımıza kadar tüm günümüzü kaplayan onlarca küçük karar... Farkında olmasak da zihnimiz hep bir karar verme baskısı altında çalışıyor ve aslında hiç dinlenip ana odaklanamıyor. Bu nedenle her günün sonunda fiziksel yorgunluğun yanı sıra zihinsel olarak da tükenmiş hissediyoruz.
Bu durumun bir adı var: karar yorgunluğu. (decision fatigue)
Bu yorgunluğun eskiye göre giderek arttığını fark etmiş olabilirsiniz. Yemek yerken bize eşlik edecek bir YouTube videosu veya dizi izlemek zaten artık hepimiz için şart ama bu içeriği bulamadığınız için 20 dakika düşünüp yemeğinizi soğuttuğunuz da olmuştur. Veya ne giyeceğinizi bilmediğiniz için dolabın başında dakikalar geçirip "Niye bu kadar zor ya?" diye içinizden geçirmişsinizdir. Bunların hepsi biz çoğu zaman fark etmeden karar yorgunluğuna sebep oluyor.
Bunun giderek artma sebebi yine bir noktada sosyal medya ve ekran süresine haliyle dayanıyor. Gün içerisinde tükettiğimiz onca içerik tüketirken zihnimizin yükü de artıyor. Bunlar bazen zihnimizin odaklanmasına yol açarak kararı zorlaştırırken bazen de aklımızda aslında olmayan seçeneklerin oluşmasına sebep oluyor. En basiti ne giyeceğimizi düşünürken hali hazırda aklımızda canlanan fikrin üstüne sosyal medyada gördüğümüz kombin önerileri geliyor. Sonrasında Pinterest'te aylar önce kaydettiğimiz görseller canlanıyor ve bir anda hepsini deneyip arasında seçmek zorunda kalıyoruz. Yemek hazırlamamız gerektiğinde Instagram kaydedilenlerde biriken onca tarifin arasında en pratiğini ararken saatlerce kayboluyoruz bazen.
Bunların hepsi birleştiğinde zihinsel tükenmişlik aslında kaçınılmaz diyebiliriz. Bunun net bir çözümü yok, ancak karar yorgunluğunu azaltabilmenin çeşitli yolları var. Bunlardan belki de en basiti gördüğümüz her şeyi yapmak, satın almak ve kullanmak zorunda değiliz. Takip ettiğimiz içerikler çoğu zaman bize ilham getirip fikir oluşturabilir ancak tamamını kopyalamak ve bu trendlere uymak zorunda değiliz. Kendimize ait rutinler oluşturmak da her zaman sıkıcı değildir, bazen gereksiz eforlardan ve vakit kaybından bizi kurtarır. Her gün kaçta kalkacağını bilen veya hep aynı kahveyi sipariş eden kişiler belki de bir şeyleri bizden daha iyi biliyor olabilir.
