Son zamanlarda çevremde, hatta kendim de dahil olmak üzere antidepresan kullanan insanların sayısının arttığını fark ediyorum. Bir hocam derste kapitalist sistemin insanlara sürekli ulaşılması gereken hayaller sunduğunu, insanların da bu hayallere yetişmeye çalışırken istemedikleri hayatları yaşamak zorunda kaldığını anlatmıştı. Sonra da bunun zamanla psikolojik sorunları artırdığını ve insanların terapi ya da ilaçlarla kendilerini “iyi hissetmeye” çalıştığını söylemişti. O ders beni gerçekten çok düşündürmüştü.
Çünkü bir noktadan sonra ben de şunu sorgulamaya başladım. Gerçekten mutsuz muyuz, yoksa sadece sürekli yetişmeye çalışmaktan mı yorulduk? Ve bu yorgunluğu bastırmak için mi hızlı çözümler arıyoruz?
Ben yoğun anksiyete yaşadığım dönemlerde önce farklı yöntemlerle baş etmeye çalıştım. Anda kalmaya çalışmak, stres anında nefese odaklanmak, dikkatimi başka bir şeye vermek gibi küçük yöntemler deniyordum. Ama bir süre sonra bunlarla uğraşacak enerjim yokmuş gibi hissetmeye başladım. Çünkü bu yöntemler işe yarasa bile zaman istiyordu ve ben daha hızlı rahatlamak istiyordum. Sanırım birçok insanın antidepresana yönelme sebebi de biraz bu.
Antidepresanlar bazı insanlar için gerçekten gerekli ve hayat kurtarıcı olabiliyor. Özellikle yoğun depresyon, anksiyete ya da farklı psikolojik rahatsızlıklarda insanların günlük hayatını sürdürebilmesine yardımcı olabiliyor. Ama bence burada önemli olan şey, ilacı nasıl gördüğümüz. Çünkü bazen insanlar bunu bir destek olarak değil, hayatın bütün yükünü taşıyacak bir çözüm gibi görebiliyor.
Benim düşünmeye başladığım nokta da buydu. Bir ilaç insanı bir süre rahatlatabilir ama insanın hayatındaki stresi, baskıyı ya da yorulduğu şeyleri tamamen ortadan kaldırabiliyor mu? Sanırım bazen asıl çözmemiz gereken şey sadece semptomlar değil, bizi o noktaya getiren hayat düzeni oluyor.
Bir de antidepresanların yan etkileri konusu var. Her ilaç herkeste aynı etkiyi yaratmasa da bazı insanlarda uyku hali, duygusal hissizlik, iştah değişiklikleri ya da bağımlı hale gelme korkusu yaratabiliyor. Bu yüzden bence başlamadan önce gerçekten bilinçli olmak gerekiyor. Çünkü psikolojik ilaçlar “birkaç gün deneyip bırakılacak” şeyler değil. Süreci doktorla birlikte yönetmek ve gerçekten ihtiyaç olup olmadığını anlamak önemli.
Bu yüzden son zamanlarda ben de sadece “iyi hissetmeye çalışmak” yerine, beni neyin bu kadar yorduğunu anlamaya çalışıyorum. Uyku düzeni, stres seviyesi, günlük hayat, sürekli baskı altında hissetmek… Bunların hepsi mental sağlığı düşündüğümüzden daha fazla etkiliyor olabilir.
Tabii burada bahsettiğim şey gerçekten antidepresana ihtiyacı olan insanlar değil. Bu çok hassas bir konu ve herkesin yaşadığı durum farklı. Ben daha çok bazen ilaçları bir kaçış yolu gibi görme halinden ve kendi deneyimlerimin bana düşündürdüklerinden bahsediyorum. Çünkü bazen sorun sadece “iyi hissetmemek” değil, neden bu kadar kötü hissettiğimizi hiç durup düşünmemek olabiliyor.
Belki de önemli olan şey, iyi hissetmeye çalışırken kendimizi tamamen kaybetmemek. Çünkü bazen gerçekten yardıma ihtiyacımız oluyor, bazen de sadece biraz yavaşlamaya.
