Marina Abramović sanat dünyasının en dikkat çekici isimlerinden biridir. Sanatı sadece izlenen bir şey olmaktan çıkarıp insanların doğrudan deneyimlediği bir hale getirmesiyle tanınır. Abramović’in en çok konuşulan performanslarından biri ise 2010 yılında gerçekleştirdiği The Artist Is Present adlı eseridir. Bu performans, sanatın yalnızca görsel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda güçlü bir duygusal bağ kurabileceğini gösteren önemli çalışmalardan biri olarak kabul edilir.
Performans, Museum of Modern Art’ta düzenlenmiştir. Abramović yaklaşık üç ay boyunca her gün müzenin ortasında bir sandalyede sessizce oturmuştur. Karşısındaki boş sandalyeye ise ziyaretçiler sırayla geçerek sanatçıyla göz göze gelmiştir. İlk bakışta oldukça basit görünen bu fikir, zamanla insanların yoğun duygusal tepkiler vermesine neden olmuştur. Bazı ziyaretçiler dakikalar boyunca sessizce oturmuş, bazıları ağlamış, bazıları ise sanatçıyla aralarında çok güçlü bir bağ hissettiklerini söylemiştir.
Bugün düşününce aslında buna ne kadar alışık olmadığımızı fark ediyoruz. Sürekli telefonlara bakıyoruz, bir yandan konuşup bir yandan başka şeylerle ilgileniyoruz. Gerçekten durup birine tamamen dikkat vermek artık çok nadir yaşanan bir şey. Sanırım performansın bu kadar etkileyici olmasının nedeni de bu. Abramović sadece bakışları ve varlığıyla izleyiciler üzerinde büyük bir etki yaratmıştır.
The Artist Is Present, performans sanatının en önemli örneklerinden biri olarak görülmektedir. Bu eser sayesinde birçok kişi performans sanatına daha fazla ilgi duymaya başlamıştır. Marina Abramović’nin çalışması, sanatın sadece bir tabloya bakmaktan ibaret olmadığını, bazen yalnızca iki insanın sessizce birbirine bakmasının bile unutulmaz bir sanat deneyimine dönüşebileceğini göstermiştir.
