Sabah alarmla fırlıyoruz, okulda finalleri bekliyoruz, telefona bakıyoruz, akşam uyuyamıyoruz ve bütün bunlar beyninde tek bir düğmeye basıyor tehlike modu. Bu düğmenin adı kortizol.
Kortizol aslında düşman değil. Ani bir tehlikede bizi ayakta tutan, enerji veren, odaklayan bir hormondur. Ama sorun şu: beyin, sınav stresini de, trafik sıkışıklığını da, sosyal medyada gördüğü haberi de aynı tehlike olarak okuyor ve kortizol, durmadan salgılanmaya devam ediyor.
Araştırmalar, kronik kortizol yüksekliğinin bağışıklık sistemini baskıladığını, hafızayı ve konsantrasyonu olumsuz etkilediğini, insülin direncine zemin hazırladığını ve kalp sağlığını doğrudan tehdit ettiğini gösteriyor. Yani sürekli yorgun hissetmek, kolay hasta olmak, ne kadar uyusak da dinlenememek bunların pek çoğunun arkasında bu yatıyor olabilir.
Kronik stres altında kalmak hafıza ve konsantrasyon sorunlarına zemin hazırlıyor bunu öğrenince neden bu kadar dalgın olduğumu anlamak biraz daha kolaylaşıyor.
Peki ne yapılabilir? Kortizolü sıfırlamak maalesef mümkün değil ama ona ne zaman sinyal gönderdiğimizi fark etmek mümkün. Gün içinde küçük duraklamalar, doğayla temas, ekrandan uzak geçirilen saatler bunlar abartılı öneriler gibi görünse de, bilimsel olarak kortizol düşürücü etkiler bırakıyor. Sorun şu ki biz genellikle dinlemeyi sonraya bırakıyoruz. Unutmayalım ne kadar damlarımız sinirlerimiz kabloları andırsa da bizler sürekli çalışabilecek robotlar değil biyolojik canlılarız.
