Hiç beklemediğin bir anda tanıdık bir koku gelir ya burnuna…
O anda insana adeta zaman yolculuğu yaptırır.
Yıllar önce kullandığın bir parfümü, yıllar sonra tekrar kokladığında sadece kokuyu değil, o anki “seni” de hatırlarsın.
Hatta şu an olduğun halinden çok uzaktasındır; zihninde bir hatıradır o koku artık.
Bir o kadar sensindir ama artık tam olarak o da değilsindir.
Zamanla bizi tanımlayan şeyleri sadece kelimelerle değil, kokularla da ifade ederiz.
Aslında bunun bir nedeni var.
Koku duyusu, beynin duygular ve hafızayla ilgili bölümlerine diğer duyulardan çok daha doğrudan bağlıdır.
Özellikle amigdala ve hipokampus dediğimiz bölgeler, hem duygularımızı hem de anılarımızı yönetir.
Ve koku, bu bölgelere neredeyse filtresiz bir şekilde ulaşır.
Bir parfüm, bir sokaktan gelen yemek kokusu ya da temiz çarşafların o tanıdık hali…
Hepsi bir anda seni yıllar öncesine götürebilir.
Üstelik bunu sen istemeden yapar.
Psikolojide buna bazen “koku hafızası” denir.
Ve diğer anılardan farklı olarak daha ani, daha yoğun ve daha duygusal yaşanır.
Bu kokularla çıktığın hafıza yolculuğu sana sadece geçmişi hatırlatmaz…
Sana kim olduğunu da hatırlatır.
Seni sen yapan anlara geri götürür.
Bazen bir koku sana bir insanı getirir. Bazen bir yer, bazen bir mevsim,
bazen de eskiden nasıl biri olduğunu.
Bunu hatırlamak için çaba göstermene gerek yoktur.
Koku gelir…
ve sen hatırlarsın.
İstemsizce çekildiğin, sana anlam katan kokulara bağlanırsın.
Bir parfüme, bir eve, bir insana…
Aslında kokuyu tek başına değil; onunla yaşadıklarını, sana hissettirdiklerini de saklamak istersin.
O zaman bir parfüm şişesinde anılarını da saklamaya devam ediyor olabilir misin?
