Sosyal medyada en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, insanların artık sadece içerik üretmemesi; aynı zamanda hayatlarını izlenebilir hale getirmesi. Gün içinde birkaç dakika bakmak için girdiğim uygulamada kendimi bazen bir çiftin tartışmasını, bir başkasının sabah rutinini ya da hiç tanımadığım insanların tatil videolarını izlerken buluyorum. Üstelik bunu yalnızca ben yapmıyorum. Milyonlarca insan aynı içerikleri takip ediyor.
Bence bunun en temel nedeni merak değil, gözlem alışkanlığı. İnsanlar her zaman birbirinin hayatını izledi ama sosyal medya bunu sürekli erişilebilir hale getirdi. Eskiden sadece yakın çevremizde gördüğümüz ilişkiler, yaşam tarzları ve deneyimler artık ekranın içinde. Bu yüzden başkalarının nasıl yaşadığını görmek günlük bir alışkanlığa dönüşüyor.
Özellikle ilişki içeriklerinin bu kadar ilgi görmesini ilginç buluyorum. İnsanlar yalnızca romantik anları değil, o ilişkinin dinamiğini izliyor. Kim nasıl davranıyor, nasıl iletişim kuruyor, nasıl vakit geçiriyor… Bunlar bir noktadan sonra içerikten çok gözleme dönüşüyor. Hatta bazen insanlar kendi ilişkilerini fark etmeden izledikleri ilişkilerle kıyaslıyor.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise sıradan hayatların bile içerik haline gelmesi. Kahve almak, markete gitmek ya da ders çalışmak gibi normal anlar artık milyonlarca kez izlenebiliyor. Sanırım burada insanların aradığı şey kusursuzluk değil, süreklilik hissi. Başka birinin günlük hayatını izlemek, tanıdık bir düzen görmek gibi geliyor.
Ama sosyal medyada gördüğümüz şeylerin seçilmiş anlardan oluştuğunu da unutmuyorum. Kimse gününün tamamını paylaşmıyor. Daha çok göstermek istediği parçaları görüyoruz. Buna rağmen insanlar bu içeriklerle bağ kurabiliyor çünkü sosyal medya artık yalnızca paylaşım yapılan bir alan değil, aynı zamanda insanların birbirini gözlemlediği bir ortam.
Bazen düşünüyorum; artık sadece kendi hayatımızı yaşamıyoruz, aynı zamanda birbirimizin hayatlarını da düzenli olarak izliyoruz. Belki de sosyal medyayı bu kadar güçlü yapan şey tam olarak bu.
